Abartılmış risklerle kaygıya sürüklenen gebeler

Ocak 5, 2010

Aşağıdaki yazı, daha önce Anneliğe Doğmak adlı yazısını burada paylaşmama izin veren Op. Dr. Hakan Çoker‘e ait. Doğum hakkında bilinçlenmek isteyen tüm anne adaylarının okuması gerektiğine inanıyorum. Paylaşmama izin verdiği için Dr. Çoker’e teşekkür ederim.

Blogcu Anne

Hamilelik ve özellikle doğum konusu açıldığında, size pozitif beklentilerden çok, karşılaşacağınız riskler sunulur. Hatta birçoğunuz, doğumu düşündüğünüz zaman sadece risklere ve bunları önlemeye odaklanırsınız. Birçok doktor ve aileden şu cümleleri sık sık duyabilirsiniz:

Bebeğin şimdiden büyük, riske atmayalım!

Suyu sanki azalmış gibi, riske atmayalım!

Plasenta yaşlanıyor, riske atmayalım!

Zor bebek sahibi oldun, riske atmayalım!

Risk adı altında açıkça belirtilmese de, size hissettirilmeye çalışılan bebeğin ölüme varan risk artışlarıdır. Sunulan diğer riskler ise zor doğumlar, doğumda yırtıklar, aşırı ağrı, doğum sonrası idrar kaçırma, estetik bozulma… Bu liste daha da uzatılabilir. Kadınlarımızın bunları duydukları zaman doğumdan uzaklaşmalarına hiç şaşırmamak gerekir. Hatta daha da kötüsü bu riskler size daha doğumdan haftalar hatta aylar önce sunulur. Bunu öğrenen gebelerimizin yaşadığı travmaları grubumuza gelen yazılardan biliyoruz.

Tıbbi amaçla yapılan araştırmalarda bebek kaybı, anne ve bebekte meydana gelen fiziksel hasarlar kayıt altına alınarak karşılaştırmalar yapılır. Normal doğum, müdahaleli doğum, planlı sezaryen ve acil sezaryen sonrasındaki riskler hesaplanır. Danıştığınız sağlık profesyonelleri, bu verilere dayanarak yapılacak her müdahalenin olumlu ve olumsuz yanlarını sizlere doğru ve tarafsız olarak aktarmakla sorumludurlar. Sadece negatif risklerin anlatılarak korku yaratılması, bir gebeye yapılacak en büyük haksızlıktır.

Bebeğin ve annenin doğum sırasında zarar görmemesi veya kaybedilmemesi elbette birinci derecede öneme sahiptir. İyi bir takip ve hassas bir yaklaşımla artık bu risklerin oldukça aşağılarda olduğunu biliyoruz. İşlerin kötü gittiği durumlarda sağlık profesyonellerinin yapacakları yerinde müdahaleler sizi bu durumlardan kurtaracaktır. Ayrıca mükemmel bir kurtarma ameliyatımız var: Sezaryen. İşler çok kötüleşmeden uyguladığımız bu ameliyat sayesinde anne ve bebeğinin hayatını kurtarıyoruz. Bence dünyanın en mükemmel ameliyatı olan sezaryen, doğru zamanda ve doğru tanılarla uygulandığında olumlu yanları her zaman daha ağır basan bir ameliyattır.

Doğumda tek başarı hedefi nefes alan ve kalbi atan bir bebek midir?

Doğuma sadece bu pencereden bakmak çok kısır bir yaklaşım olacaktır. Doğuma bütüncül tıp uygulamaları açısından baktığınızda, annenin duyguları, doğumdan aldığı tatmin, başarı duygusu, bebeğin doğumda yaşadıkları, anne-bebek bağı, emzirme üzerine etkileri gibi çok daha derin konular karşımıza çıkar. Ve bu duyguların anne ve bebeğinin gelecekteki davranışları üzerinde yaşamsal etkileri vardır.

Daha derin bir bakış açısı ile doğum sanatına yaklaştığınız zaman, “bebeği riske atmama” başlığı ile planlı bir sezaryen ameliyatına, hem de bebeğin değil bizim belirlediğimiz yapay bir tarihte karar vererek, aslında anne –bebek bağını ve psikolojisini bozan birçok riski göze almış oluyoruz.

Planlı ve sebepsiz bir sezaryenle:

  • Doğal doğumun tüm avantajlarını kaybedersiniz.
  • Doğal hormonların anne ve bebeğine katkılarını kaybedersiniz.
  • Anne-bebek bağını son derece kritik olan o ilk dakikalardan itibaren bozarsınız.
  • Emzirme ve bağlanmayı zorlaştırırsınız.
  • Doğum sonrası annede depresyon olasılığını arttırırsınız.
  • Bebekte solunum problemleri ve astım olasılığını arttırırsınız.

Bu risklere daha birçokları eklenebilir ve yukarıda saydığım konuların her biri hakkında uzun uzun konuşmak gerekir. Ancak doğumda abartılmış riskler konusuna geri dönelim.

Günümüzde planlı sezaryen kararları alınırken, bebeğimizin doğum anında karşılaşabileceği riskler abartılı bir şekilde sunulup annede korku yaratılırken, hormonal duygusal ve fiziksel anlamda kaybedeceklerinizden habersiz olarak, kendiniz ve bebeğinizle ilgili hayati öneme sahip kararlar almaya mahkûm kalırsınız.

Oysa bebeğiniz ve kendi sağlığınızla ilgili kararlar alırken avantaj ve dezavantajları birlikte değerlendirmek zorundasınız. Artık günümüzde hiçbir tıbbi müdahalenin risksiz olmadığını biliyoruz. Sizlere altın tepsilerde sunulan birçok müdahalenin veya ilacın bilinen ve bilinmeyen yan etkileri var. Ve bu yan etkileri anlamamız bazen yıllarımızı alıyor. Örneğin film çekimi için kullandığımız X ışınlarının, daha doğmamış bebeklerimizde kanser riskini arttırdığı ve sakatlıklara yol açtığı, kullanılmaya başladığından 20 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Bu 20 yıllık dönem içinde birçok anneye, bu işlemin güvenilir olduğu söylendi. Günümüzde size sunulan ve masum gösterilen birçok müdahalenin, gelecekte ne etkiler yapacağını bugünden bilmemiz mümkün değildir.

Ancak bildiğimiz bir gerçek bize rehberlik edebilir. Doğala ve doğaya saygı duymalıyız. Yani artık doğumun doğallığına ve hormonların işleyişine müdahale ettiğimiz zaman, aynı zamanda da doğumun kazandırdığı annelik duyguları, güven duygusu, bağlanma duygusu gibi anne ve bebeğinin gelecekteki davranışları üzerinde hayati öneme sahip birçok duyguyu riske attığımızın farkına varmalıyız.

Planlı bir sezaryen sonrasında anne ve bebeğini hangi riskler bekliyor?

Gerçekten sezaryen olmam gerekiyorsa bebeğimle daha sağlıklı bir bağ kurmam için alternatiflerim nelerdir?

Doğum başladığı zaman sezaryen olarak bebeğimle ilgili birçok riskin önüne geçebilir miyim?

Artık 21.yüzyılın bilinçli ve sorumlu anneleri, kendilerine bu soruları sormaları ve cevap bulana kadar da ısrarcı olmaları gerektiğine inanıyorum.

Günümüz doğum sanatının amacı, mümkün olduğunca müdahalesiz, sağlıklı bir doğum sunmanın yanında, anne ve bebeğini o kritik buluşma anına en doğal ve güvenli bir şekilde hazırlamak olmalıdır.

Doğal sevgi hormonlarının etkisiyle gerçekleşecek doğumlar sonrasında anneleri ile buluşan bebeklerde güven duygusu ve sevme kapasitesi çok daha olumlu olacaktır. Bu güven duygusu anneleri de saracak ve doğum sonrası depresyon ve emzirme problemleri çok daha az olacaktır.

Doğumda risk gerçeği, annelerde korku yaratacak şekilde ve sezaryene hazırlama yönünde abartılı olarak sunulmaktadır. Bu konudaki sorumluluk sağlık profesyonelleri kadar aileler tarafından da paylaşılmalıdır. Lamaze felsefelerinden bir tanesi der ki:

“Kadınlar doğum eğitimi sayesinde sağlıkları ile ilgili kararlarda bilinçli tercih yapacak ve sorumluluğu alacak şekilde eğitilmelidirler.”

Sağlıklı ve güvenli bir doğum yolunda, karşılaşabilecekleri risklerin onlarda korku yaratacak şekilde sunulmasına bir son verilmelidir. Annelerimiz ve bebeklerimiz, sağlıklı bir toplum yolunda sevgi ve güven ortamında izlenmeli, doğumlarında da bu güven ortamının yaratılması için her türlü imkân kullanılmalıdır. Bu konularda atılacak her adım toplumumuzun geleceğini pozitif yönde etkileyecektir.

Yazının orijinali için tıklayın.

About these ads

4 Responses to “Abartılmış risklerle kaygıya sürüklenen gebeler”

  1. berna Says:

    Nefis bir yazı. Paylaştığın için teşekkürler Elif…

  2. Hacer Says:

    Saglik Bakanimizin yaptigi aciklama doktorlara bir ders olacak nitelikte,

    Sezaryen tartışması[http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=226299]

    Sağlık Bakanı Akdağ, 1 milyon 165 bin doğum gerçekleştiğini, 7 binin ölü doğum olduğunu, sezaryen oranının ise yaklaşık yüzde 40 şeklinde görüldüğünü bildirdi.

    Bunun kabul edilebilir bir oran olmadığını vurgulayan Akdağ, kadın doğum dernekleri yöneticileriyle görüştüğünü söyledi.

    “Mutlaka ülkemizde sezaryen doğum oranlarını azaltacağız. Bunun için her tedbiri alacağız” diyen Akdağ, “Doğuma ödenen para ile sezaryene ödenen para aynı, performans ek ödemeleri de aynı. Önümüzdeki günlerde şunu yapacağız: Tıbbi zaruret olmadan, sezaryen yaptırılmışsa bir hastaya, özellikle hekim yönlendirmişse, bunun için yeni tedbirler alacağız. Hangi önlemler alacağımızı ilgili dernek ve meslektaşlar çok iyi biliyorlar” dedi.

    Akdağ, “Devlet hastaneleri, sezaryen oranları açısından en düşük orana sahip. Özel hastanelerde bunun yüzde 60-80’lere çıktığını görüyoruz. Bu işi yapan kuruluş ve hekimlere, halkımıza açıkça ifade ediyorum; buna müsaade etmeyeceğiz. Bunun için gerekli tedbirleri aldık, almaya başladık, çok daha ciddi tedbirleri önümüzdeki aylarda almaya devam edeceğiz” diye konuştu


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 83 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: