Ulviya ve Beril’in Hikâyesi

Aralık 12, 2009

~ 13 Mayıs 2009 ~

40. haftam 12 Mayıs’ta doluyordu. Artık iyice sabırsızlanıyordum. Tam 12 Mayıs’ta hafif kasılmalar gün içinde düzensiz şekilde devam etti. Kâh yarım saatte bir, kâh iki saatte bir. Anladım ki artık yaklaşıyor. Ve gece 12’den sonra kasılmalar on dakikada bir gelmeye başladı. Ben aralarda uyuyordum, bir taraftan da saati kontrol ediyordum. Gece iki gibi kasılmalar beş dakikada bir oldu ve ben artık kesin emin oldum doğum başlıyor diye. Hep düşünürdüm acaba doğum başlayınca korku, panik olacak mı diye, ama hiçbiri olmadı, oldukça sakindim. Kasılma gelince nefes alıyordum. Bir süre sonra eşimi de uyandırdım, o da karnımı ovmaya başladı, çok rahatlatıcıydı. Müzikler hazırlamıştım bu sırada dinlemek için, ama nedense şu an müziğin beni rahatsız edeceğini düşündüm, herkeste farklı oluyor tabii.

Sabaha kadar evde beklemeye karar verdik, önceden de demiştik hastaneye hemen gidip stres olmayalım diye. Sabaha doğru kasılmalar arttı, adet ağrısı şeklinde, ama en doruğu 15-20 saniye sürüyordu ve biz ayakta karşılıyorduk, eşim sırtımı ovuyordu, öyle rahatlıyordum, iyi ki kasılma araları var diye düşündüm, o an güç topluyorsun ve evet yapabilirim diyorsun. Saat sekiz gibi evden çıktık. Araba olmasına rağmen taksiyle gittik, eşim yanımda beni rahatlatmaya devam ediyordu meraklı taksi şoförünün bakışları altında)

Hastaneye vardığımızda ebe beni muayene etti ve beş santim açıklık olduğunu söyledi. Çok sevindim bu kadar yol aldığımıza. Daha sonra doktorum geldi, beni muayene ederken suyum geldi ve suyumdan bebeğin yeni kaka yaptığı anlaşıldı. Doktorum, yeni olduğu için pek tehlikeli değil, ama artık sürekli NST’de tutacağız, kalp atışları düşerse sezaryene alabiliriz dedi. Üstelik kafası çatıma göre büyükmüş, “sıkıntı yaşayabiliriz” diye uyardı. Ben de her türlü sıkıntıya razıyım, yeter ki normal doğum olsun deyince, “Peki, takip edeceğiz” dedi. Ve işte o andan itibaren stresli dakikalar başladı.

İyi ki de geç gitmişiz hastaneye. NST’ye bağlı kalmak gerçekten sinir bozucuydu, ama onlara hak veriyorum, bebek sıkıntıdaydı çünkü. Kasılmalarım iyice artmıştı, iki dakikada bir oluyordu, geldiğinde eşimin elini sıkıyor ve bağırıyordum. Ama bu bağırma kimseyi korkutmasın, benim için bir rahatlama şekliydi, iyi geliyordu. Bir ara serum taktılar, açılma hızlansın diye, ama ben sürekli yalvarınca çıkarın diye sonunda çıkardılar. Ve en kötüsü hiçbir şey yiyip içmeme izin vermiyorlardı. Yemek istemiyordum, ama nefeslerden dilim damağım kurumuştu, yalvarıyordum su diye, ama sezaryen ihtimali olduğu için izin vermediler. Ve sürekli birileri gelip form filan dolduruyordu, sorular soruyordu, o sırada hepsini boğmak istiyordum. Üstelik o kadar gereksiz sorular ki, soyadımız farklı olduğu için sizin resmi nikâhınız yok mu diye soran bile oldu. Bu uygulamayı çok saçma ve gereksiz buldum, sonuçta daha sonra da yapılabilirdi.

Bu arada daha önce de kararlaştırdığımız gibi kimseye haber vermedik doğumun başladığını. İyi ki de öyle yaptık, o sırada eşimle konsantre olmuş bir şekilde doğuma hazırlanırken üçüncü kişi bizi kesinlikle rahatsız edecekti. Özellikle anneleriniz panik biriyse size de tavsiye ederim. Neyse, 11.00 gibi bizi doğumhaneye aldılar, artık çok az kalmıştı, benim ıkınma hislerim başladı, ama ıkınma dediler. Bana göre en zoru bu aşamaydı, çünkü ıkınma hissi çok güçlüydü, ben de kursta öğrendiğimiz kısa nefeslerle rahatlamaya çalışıyordum. Bir süre sonra doktorum ıkınma zamanı geldiğini, ama bebeğin kafasının henüz yeterince aşağıda olmadığını söyledi, bu yüzden ayakta ıkınmamı söyledi. Ben de eşimin omuzlarına yaslanarak var gücümle ıkınıyordum. Bu aşamada artık hiçbir acı yoktu ve ıkınabildiğim için rahatlıyordum. Ama oldukça yorucu aşamaydı, çünkü o kadar çaba harcamama rağmen doktor bir ilerleme yok diyordu. Hakan bey de beni muayene ederken demişti, çatı yapısı nedeniyle çıkımda sorun yaşanabilir diye. Bir de bebeğin kafası büyük olunca. Bir ara iki basamaklı merdiven verdiler bana, ona dayanarak çömelerek ıkındım bir süre. Saat 13.00 olmuştu, herkes hazır bekliyor, ama benim bebeğim çıkamıyordu bir türlü. Sonra tekrar o masaya alındım, ıkınma hissi gelince bir taraftan ebe karnıma bastırıyor, bir taraftan doktor aşağıdan esnetiyor, ben de itiyordum, ama doktor her seferinde yanlış ıkınıyorsun diyordu. Kendimi artık rüyada zannediyordum, çok yorulmuştum ve sanki hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. Daha sonra doktorum sırtını yukarı kaldırıyorsun, aksine aşağı bastır diyince, bu sefer işler biraz hızlandı. Doğumhanedeki herkes ıkın, hadi diye gaz veriyordu, aralarda da eşim oksijen maskesini tutuyordu, bu da çok rahatlatıyordu, tabii bir yandan da NST. İyi ki kalp atışları yavaşlamıyordu, buraya kadar geldikten sonra sezaryen olmak çok üzücü olurdu. Doktoruma bir ara dedim vakum mu denesek diye, biraz daha uğraşalım dedi.

Neyse sonunda 13.30’da ıkınırken epizyo yapıldığını hissettim, ama acı hissetmedim ve bebeğin kafasının yavaşça çıktığını hissettim. Ve o bir saniyede, kimse ne olup bittiğini anlayamadan bebeğin bütün vücudu doktorun kollarına fırladı. Ne doktor bana dur diyebildi, ne de ben bir şey fark edip durabildim. Her şey o kadar hızlı oldu ki. Sanırım bebeğim iyice sabırsızlanmış. Bebeği hemen yandaki masaya aldılar, kordon da dolanmıştı boynuna, daha sesi çıkmıyordu, hemen burnunu temizlediler mekonyumdan. Tabii bu fırlama bana ciddi yırtıklara neden oldu. Doktorum şaşkındı. “Hiç hayatımda böyle bir şey yaşamadım, neden durmadın?” diyor, ama dediğim gibi her şey o kadar hızlı oldu ki. Ben kafa çıksın diye ıkınırken bütün vücut çıktı. Kimse suçlu değil. Ve maalesef makatta da yırtılma olmuştu o baskıdan. Doktor ön tarafı dikti, ama arka için cerrah çağırdı, cerrah da uyutmamız lazım dedi. Yalnız odada en az endişeli bendim. Doktor üzgün olduğunu söyleyip beni rahatlatmaya çalışıyor, ben ise sonunda normal doğum yapabildiğim için mutlu olduğumu söylüyorum, herkes de şaşırıyor.

Neyse bebeğin bakımı yapıldıktan sonra kucağıma verdiler, o an artık dayanamadım, ağlamaya başladım. Huzur, rahatlama ve mutluluk tarifsizdi. Bebek babasıyla yukarı çıktı, beni de ameliyathaneye götürdüler. Odama çıktığımda bebeğimi kucağıma verdiler ve hemen emzirmeye başladım. Ondan sonrası da malum işte. Şaşkınlık, karışık duygular, uykusuzluk…

Anneme her şey olup bittikten sonra haber verdik, bana kızacağını düşünüyordum, ama iyi ki öyle yaptınız diyor, evden hastaneye kadarki yolu bile zor sabretmiş. Dikişlerim hızla iyileşiyor, tuvalette hiçbir sorun yaşamadım, ikinci gün kendi başıma duşumu aldım, yani belki bazılarına korkutucu gelebilir, ama ben halimden çok memnunum ve mutluyum.

Doğal doğum kursunun bana kazandırdığı bilinç gerçekten çok işime yaradı. Hastanedekiler de şaşırdı. Ve doktorumu 35. haftada değiştirmiştim. İyi ki de öyle yaptım. Yoksa daha 30 haftalıkken iri bebek teşhisi koyup beni sezaryene yönlendiren biri kesinlikle bu kadar uğraşmazdı, daha mekonyumu fark edince beni sezaryene alırdı. Bu yüzden Medikal Park Göztepe’den doktorum Mehtap Yazıcıoğlu’na çok teşekkür ederim bu kadar sabırlı olduğu için. Bu yüzden ne kadar geç olursa olsun doktorunuzu değiştirmekten korkmayın.

Ve bebek 3400 gram doğdu bu arada. Bir daha ultrasonun yanıldığı ortaya çıktı. Sevgili doktorumuz ve rehberimiz Hakan Çoker’e çok çok teşekkür ediyorum, o olmasaydı bu kadar pozitif olamazdım, kendisiyle tanıştığım için çok mutluyum. Anne adaylarına rahat ve kolay doğumlar, anne ve babalara da bebekleriyle huzurlu günler diliyorum.

Reklamlar

One Response to “Ulviya ve Beril’in Hikâyesi”

  1. Özge Belen Says:

    Zihinsel olarak o kadar güzel hazırlanmışsın gibi tüm sürece, hiç kimse, hiç bir gelişme senin gözünü korkutamamış. Kokrkutmamalıydı da zaten. Maalesef Tr’de insanların kolay yönetilebilmesi için hep en kötüsüyle korkutuluyoruz.
    En güzeli de dediğin gibi bunların hepsi doğal doğumun bir parçası, normal ve güzel şeyler.
    Güle güle büyüyün bebeğinizle…

    Not: Doğuma saygılı doktorların sayısı artmaya başladı, hastanelerin de sayısı artar değil mi bir gün? 🙂


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: