Zelal ve Loran’ın Hikâyesi

Aralık 17, 2009

~ 22 Şubat 2009, İzmir ~

Namıkçığım: Biricik doktorum Prof. Dr. Namık DEMİR
Hastane: İzmir Özel Kent Hastanesi
Eşim: Katar’daydı. İş dolayısıyla orada yaşıyoruz, ben doğum için İzmir’e gelmiştim.
22.Şubat.2009 Pazar. Gebeliğimin 35+5′indeyim.

Sabah her zamanki gibi erken uyandım, biyolojik saat tıkır tıkır işliyordu ve ben yine acıkmıştım. Kahvaltıyı yaptıktan sonra pencere önü üçlü koltukta notebook eşliğinde yatay düzleme geçmiştim. Bir iki aydır sürekli olan kasılmalarımın, bilgisayarın saati sayesinde 10 dakikada bir olduğunu fark etmem uzun sürmedi. Annemler pazar alışverişi sebebiyle çoktan çıkmışlardı. Kardeşim ise henüz uyanmamıştı.  Eşim ile sürekli irtibattayız, o doktoru aramam için beni ikna etmeye çalışıyor, ben de görmemişin hamileliği mevzusuna dönmesin Namıkçığımı Pazar Pazar aramayayım diyorum. Sonunda arıyorum. Saat 12.30. “Sanırım uyandığımdan beri kasılmalarım 10 dakikada bir geliyor ama ağrım yok, su falan gelmedi” diyorum. Namıkçığım her zamanki sakinliğiyle “Olsun, yine de bir bakalım. Sen ılık bir duş al ve hastaneye geç, NST’de sancı durumuna baksınlar, ona göre tekrar konuşalım” diyor.

Kardeşimi uyandırıyorum, annemleri arıyorum geri dönsünler diye ve duşa giriyorum. Çıktığımda annemler gelmiş, çantalar (benim ve bebeğimizin hastane çantaları) kapının önünde. “Bunlar ne?” diyorum. Annem “Ne olur ne olmaz yanımıza alalım” diyor, gereksiz diye düşünüyorum ama “Ne zararı olacak ki, bagajda gider gelirler” diyorum ve evden çıkıyoruz. Hava güzel. Yol biraz uzun, Göztepe’den Çiğli’ye gidiyoruz. Namıkçığım için değer…

Evde geniş geniş hareket ettiğimden hastaneye 14.21′de varıyoruz. Günlerden pazar olduğundan poliklinik kapalı, doğum katına alınıyoruz. Bankodaki hemşire “Geç kaldınız, sizi daha erken bekliyorduk” diyor, cevap vermeye gerek duymadan yüzüne bakmaya devam ediyorum. “NST hazır, buyurun odaya” diyor, ailecek geçiyoruz odaya. Alet bağlanıyor, ufaklığın kalp atış sesleri geliyor, gayet eğlenceli… Kasılmalar aynen devam, ağrı mağrı yok.

20 dakika sonra aynı hemşire geliyor, bir 10 dakika daha kalsın diyor. Beklemek sıkıcı… 10 dakika sonra geliyor. “Haberler iyi değil, 10dk’da bir sancınız var!!!” diyor. Bu sefer kendimi tutamıyorum ve “10 dakikada bir sancım olmasaydı, pazar günü burada olur muydum sizce?”diyorum, ve Namıkçığımı bilgilendirmesinde mutabık kalıyoruz.

5-10 dakika geçti geçmedi Namıkçığım odada… “Hadi gel bir muayene edelim” diyor, doğumhaneye gidiyoruz yürüyerek. Kontrol ediyor ve “Doğum başlamış, açılman bir santim, eşini ara uçak biletini alsın, ama telaş etmesin doğuma yetişemez” diyor bana. İlkay Hemşire’ye de “yatış işlemlerini yapalım” diyor. Ben oldukça tepkisizim. Kontrol Namıkçığım’da ya, gerisi mühim değil.

Bu arada Namıkçığım, ayaküstü bana “Sen normal doğum istiyordun değil mi?” diyor, ben gayet rahat bir şekilde “Yoooo, gayet de sezaryen istiyordum ben” diyorum. Gülümsüyor ve “Yok yok, sen normal doğumu yapabilirsin” diyor. “Valla bugüne kadar duyduğum normal doğum hikâyelerinden dolayı korkuyorum ama kontrol sizde, ben size güveniyorum, söz dinlerim” diyorum. “Açılman devam ediyor ve henüz hiç ağrın yok, bu sık rastlanır birşey değil, büyük şans, ağrı eşiğin çok yüksek bence sen çok kolay üstesinden gelirsin. Şimdi seni odana alacaklar ve açılman 4 santim olunca epidural anestezi yapılacak, sonra tekrar burada görüşürüz, birkaç saat sürebilir, merak etme” diyor ve yine yürüyerek çıkıyoruz.  Ve ben n’apıyorum? İlk bankoya geri gidip “Lütfen NST ölçümü yapılan odayı değiştirir misiniz, orada kedi tablosu var” diyorum. Herkes bana garip garip bakıyor, e haklılar onlara göre ben o an doğuruyorum. Ben ise olayı henüz idrak edememiş durumdayım.

Yeni odamıza geçiyoruz. Annemin arabaya koydurttuğu hastane çantalarımız odaya çıkartılıyor, babam ve kardeşim eve dönüp, refakatçi için bir şeyler almaya gidiyorlar. Biz annemle odada televizyon izliyoruz, “Çok güzel hareketler bunlar”ın tekrarı var. Bir saat sonra hemşire geliyor, bir NST’ye bakıyor, bir bana bakıyor ve bunu birkaç kez daha yapıyor. Ben arada ona bakıyorum, yoksa gözüm TV’de. Sonunda dayanamayıp “Hala hiç ağrınız yok mu?” diyor. Ben şuursuzca “Yoook, niye ki” diyorum.. “Hımm, açılmanızı kontrol etmem gerekiyor” diyor. Kontrol ediyor ve “Açılmanız 5 santim olmuş, hemen epidurale iniyoruz” diyor. “Olur” diyorum ve yataktan kalkmaya yelteniyorum, beni tutup beklememi, sandalye ile indirileceğimi söylüyor.

İndik. Her yer ve herkes yemyeşildi.  Bir sedyenin üzerine oturuyor ve öne eğiliyorum, nefes alış veriş vesaire derken “Tamam, oldu” diyorlar. Ben yine hiçbir şey hissetmemiştim, sadece üşüyordum, cidden soğuktu. Turuncu bir battaniye örtüyorlar üzerime ve doğumhaneye çıkıyoruz.

Tekrar NST aleti bağlanıyor, bekliyoruz. Şekerim ölçülüyor (malum gebelik şekerim vardı), tansiyonum ölçülüyor; her şey normal ama ben üşüyorum, üşüyorum. Dişlerim tıkırdıyor, o kadar yani. Namıkçığım henüz gelmemiş, Uzm.Dr. Orçun Bey var yardımcısı. Bir anda ılık bir su akıyor bacaklarımdan, “Orçun suuu!” diyorum. Elinde 20 santim kadar uzunluğunda bir alet “Hı-hı, biliyorum ben yaptım” diyor, “Aaa, niye yaptın ki” diyorum. Bu anlamsız sorularım, sonrasında kendi aralarında baya konuşulmuştur eminim. Neyse sakinlikle ve sabırla cevaplıyor “Bebeğin kalp atışı 78′e indi birkaç saniye, bebek sıkıntıya düşüp kakasını yapmış olabilir, onu kontrol etmem gerekiyordu. Ama amniyon sıvısı temiz, bebeğin kalp atışı normal, açılman 9 santim, her şey yolunda. Müziği açmamı ister misin? Namık Hoca birkaç dakikaya kadar burada olur” diyor. “Müzik mi, benim için fark etmez siz kafanıza göre takılın” diyorum. Bu arada epidural’den de korkuyordum ben, ayaklarımı hissetmemek fikrinden ödüm kopuyordu, ama ayaklarımı, ayak parmaklarımı hissediyordum, kıpırdatıyordum. Ama acı ve ağrı yoktu. Tuttum bunu ben.

Ve Namıkçığım ile birlikte yenidoğan hemşireleri de geliyor, kendilerini tanıtıp, ekipmanlarının olduğu köşeye geçiyorlar. Solumda İlkay hemşire (mükemmel bir anne bakım hemşiresi), sağımdaysa Orçun Bey ve karşımda Namıkçığım.

Namıkçığım “Sancın gelince ıkınacaksın tamam mı?” diyor. “Sancı?” diyorum, “Ağrım zaten hiç yoktu, epiduralden sonra varsa da ben farkında değilim” diyorum. “Tamam o zaman ben NST’den bakarım, ben ıkın dediğimde ıkın” diyor. Ben gülümsüyorum, “N’oldu?” diyor, “Nasıl ıkınacağımı bilmiyorum ki” diyorum. “Karnına yüklenmeden, karnını şişirmeden aşağı doğru ıkınacaksın” diyor. “Ikın” diyor ve ben deniyorum ve “Oldu mu” diyorum, “ıkınabildim mi?” Gülüyor “olmadı”” diyor. Orçun Bey araya giriyor, “Ben yardım edeyim, birlikte ıkınalım” diyor, “nasıl olacaksa” diye içimden geçiriyorum. Elini karnıma koyuyor o an,  “Ikınırken elimi hissettiğinde yüklenme, aşağı doğru ıkın” diyor. Ve tekrar deniyoruz, ben ıkınırken, Namıkçığım “ben nefes al dediğimde bir kez nefes al ve tekrar ıkın” diyor, nefesi alıyorum ve tekrar ıkınmaya başlıyorum ki “Dur, tamam, ıkınma artık, LORAN doğdu” diyor. Saat 18.24 ve İlkay hemşireye dönerek “Annenin önünü açın” diyor ve bir anda minik bebeğim göğsümün üzerinde ve o kapkara gözleriyle bana bakıyor.

Şaşkınım… Mutluyum… Ve huzurluyum… Öpüyorum, kokluyorum, inanamıyorum, bir daha bir daha öpüyorum. Yenidoğan hemşiremiz Melek (İnanılmaz sevgi dolu bir insan, ilk gece bebek bakım hemşiremizdi aynı zamanda, mükemmeldi) bebeğimi kontrolleri ve temizliği için sevgiyle kucaklıyor ve gidiyorlar, bu arada Namıkçığım dikiş-nakış işiyle uğraşırken İlkay hemşire telefonu bana getirmiş eşim telefonda… Sesim çok iyi çıkıyor, eşim de rahatlıyor, sanırım bekleyenler benden daha zor dakikalar geçirmiş. Namıkçığıma beni dinlemeyip normal doğum yaptığı için tekrar tekrar teşekkür ederek odaya alınıyorum.

Reklamlar

12 Responses to “Zelal ve Loran’ın Hikâyesi”

  1. ilk Says:

    Duydugum en guzel dogum hikayelerinden biri bu! Doktor ve hemsirelerin verdigi yakinligi, guveni ve bunun onemini hissetmemek mumkun degil.
    Darisi tum dogum yapacak kadinlarin basina 🙂

    Bebise ve size saglik dolu omurler diliyorum!

    • Zelal Says:

      Gerçekten onlar olmasaydı, yakınlıkları, destekleri, sakinlikleri ben bu kadar rahat olamazdım…
      İyi dilekleriniz için ayrıca çook çook teşekkür ederim.

  2. çiğdemm Says:

    İnanılmazzzz !! Bu kadar kolay gerçekleşen normal doğum ben daha önce hiçççç duymadım. Süper ya süper

    inş benim de böyle inş 🙂

    • Zelal Says:

      İnşallah daha da kolay, rahat geçen doğum hikayeni, sağlıkla, sağlıklı bebeğini kucağına aldıktan sonra burdan okuruz 🙂

  3. elif Says:

    hikaye süper…

  4. secil Says:

    Simdi ben bu hikaye üzerine nerdeyse sezeryan fikrinden vazgecip taaaaa amerikan Türkiyeye gitmeyebilirim.Acaba ben de normal dogurabılır mıyım? bu blog benim kafamı karıstırdı, ikna edici bi seyler oluyor bana!

    • Zelal Says:

      Elbetteki herkesin doğumu farklıdır, hatta aynı annenin iki doğumu bile birbirinden farklı olabilir. Ama ben bile yapabildiysem, -normalde oldukça panik bir yapım vardır- inanın yapabilirsiniz… Bebeğinizin ve sizin sağlık durumunuz el veriyorsa belki sizde doğumdan çıkınca benim gibi doktorunuza teşekkür etmekle meşgul olursunuz…

      • blogcuanne Says:

        Sevgili Seçil,

        Yanlış anlamadıysam eğer, tercihli sezaryen olmak için onca yola değer mi? Sen otur oturduğun yerde, buradaki hikayeleri okumaya devam et. Bırak kafan karışsın, sana ikna edici bir şeyler olsun. Bebeğini sağlıkla kucağına al, sonra da hikayeni burada yaz… 🙂 Sevgiler…

  5. Zelal Says:

    Umarım herkesin doğumu, huzurla, sağlıkla sağlıklı bebeğine kavuşmasının mutlu birer anısı olur.
    Benim doğumumun bu şekilde olmasının en büyük sebebi doktorumdur. Ona olan güvenim korku duygusunun içime girmesine engel oldu; ki gerçekten duyduğum onca şeyden dolayı normal doğumu düşünmeye bile korkuyordum.
    Naçizane tavsiyem; her doğumun başka ve kendine özgü olduğunu unutmamak, doğum anını düşünüp kendinizi ve bebeği strese sokmak yerine, sakin olmak, doktorunuzu özenle seçmek ve ona güvenmek… Siz sadece sağlığınız elverdiği sürece hafif yürüyüşlerinizi yapmayı ihmal etmeyin, gerisini doktorunuza bırakın. En azından ben öyle yaptım, allaha şükürler olsun şans da biraz yanımdaydı…
    Hepinize, eşinizle, çocuklarınızla ve torunlarınızla sağlıklı ve sevgi dolu bir ömür diliyorum.

  6. hülya Says:

    zelal
    bir kez daha vaginal doğum yapamadığım için üzüldüm öykünü okuyunca. çok etkilendim, çokk

  7. Bahar Says:

    Cok guzel bir hikaye, tebrik ediyorum. Yalniz merak ediyorum. Madem hic agri sizi yoktu neden epidural yaptilar? Standart bir uygulama gibi soylemisler ama muhtemelen yapmasalar da ayni sekilde kolay bir dogum olacakti. Belki kesi ve dikise de gerek olmayabilirdi bu kadar kolay bir dogumda? Doktorunuza bunlari sormak isterdim.
    Dogum hikayeniz doktora guvenle ve stres ve korku olmadiginda dogumun nasil da bambaska algilandigina dair cok guzel bir ornek.

  8. Zelal Says:

    Bahar selam,
    Öncelikle üzerine düşünüp vakit ayırdığın için gerçekten teşekkür ediyorum.
    Dediğin gibi bunlar doktora sorulacak şeylerdi ama ben kendimce fikir üretmeye çalıştım çünkü sen sorana kadar bu noktayı hiç düşünmemiştim, ama muhtemelen doğru cevaplar bende değil 🙂
    Açık konuşmak gerekirse; benim için fikir olarak normal doğum bile çok uzakken, doğal doğumu (terminoloji hatası yapmadığımı umuyorum) düşünmek çoook daha uzaktı. Ama kişisel tahminlerim arasında o ana kadar hiç ağrının olmamasının yanısıra, ki sonrasında olabilirdi de, olmayabilirdi de bunu bilmiyoruz ama şunlar etken olabilir mi diye düşündüm senin yorumunu okuyunca; gebeliğinin 35+5’inde olmam (37.haftadan önceki doğumlar prematüre olarak sınıflandırılıyor ya), benim gebelik şekerimin olması, tansiyonumun heeep çok ama çok düşük olması ve benim aslında sezeryanı düşünüp, sadece doktoruma güvendiğim için normal doğum yapıyor olmam (panikleyebilitem yüksekti yani:))… Ama dediğim gibi bunlar “neden” diye düşündüğümde kendimce bulduğum olası yanıtlar. Öte yandan itiraf etmeliyim ki yine aynı durumda olsam yine epidural anestezi uygulanmasını isterim, çünkü hala doğum sancısını yaşamamış olduğum için o ağrıyı hissetmekten hala korkuyorum.
    Kesi ve dikiş konusu ise epiduralden bağımsız bence, istenmeyen kontrolsüz yırtıkların olmaması için yapılıyor, ki yazımda belirtmedim ama ilk ıkınmamadan sonra kesi yapıldı (sanırım doktorum o an gerekli gördü) kesi anını farkettim (acısız tabii ki), dikiş, doğum sonrası oturma, toparlanma vs hiç sıkıntı da yaşamadım allaha şükür.
    Dediğin gibi bir doğum olabilirdi belki, olmayabilirdi de, deneme riskine girer miy(d)im, yok gir(e)mezdim…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: