Doğum nasıl bir şey?

Aralık 29, 2009

Doğal ya da normal doğum yapmanın karşısındaki en büyük engel doğumla ilgili korkulardan ve çizilen yanlış imajlardan kaynaklanıyor.

Gerek geniş bütçeli, çok ses getiren Hollywood filmlerinde, gerekse Yeşilçam klasiklerinde doğum yapan kadınları hep görürüz: Bağırıp çağıran, kan ter içinde kalmış, kocasına küfreden, ağlayan, ortalığı birbirine katan, mutsuz, çaresiz kadınlardır bunlar.

Peki, ama her doğum böyle olmak zorunda mı? Doğum sırasında kadınlar bu kadar çaresiz, bu kadar saldırgan, ama aynı zamanda bu kadar da teslimiyetçi mi? Doğum gerçekten böyle mi?

Hayır, hem de hiç değil.

İlk hamileliğime Amerika’da hazırlanırken katıldığımız HypnoBirthing kurslarındaki eğitmenimiz Vivian doğumu “Hollywood filmlerindekinden çok farklı” olarak nitelendirmiş ve eklemişti: “Öyle hastaneye son anda yetişmek, sürekli bağırıp çağırmak genelde filmlere özgü bir şeydir. Doğal doğum yer yer sıkıcı bile olabilen uzun bir süreçtir.”

Gerçekten de öyle…

Benim ilk doğum tecrübem, ki nispeten kısa bile sayılabilir, sancıların başlangıcından bebeğimi elime aldığım ana kadar toplam 12 saat sürmüştü:

  • Sabah 5 gibi doğum sancılarıyla uyandım. Düzenli olarak yaklaşık 10 dakikada bir geliyordu.
  • Öğlen 11 buçukta sancılar yaklaşık 5 dakikada bir gelmeye başlayıncaya kadar evdeydim. Bu saatler boyunca kahvaltı ettim, müzik dinledim, uzandım, dinlendim, tuvalete gittim, su içtim. Kısacası hamileliğimin son zamanlarında normal bir günde ne yapıyorsam yapmaya devam ettim.
  • Hastaneye giderken evden ayrılışımızdan başlayarak hastaneye gidişimiz de, girişimiz de oldukça sakin bir şekilde gerçekleşti. Evden çıkarken köpeğimizi besledik. Önceden hazırladığımız çantamızı aldık. Sakin bir şekilde arabaya yerleştik. Yolda giderken ne kırmızı ışıkta geçtik, ne de önümüzdeki arabaları dağıtmak icin sürekli kornaya basarak hız yapma ihtiyacı hissettik.
  • Hastaneye geldiğimizde ortalığı birbirine katmadık. Eşim beni sırtına alıp, ya da tekerlekli sandalyeye oturtup kapıları tekmeleyerek açmadı. Yürüyerek doğum katına çıktık, sancılarımın olduğunu söyledik. Kontrol edildikten sonra odamıza alındık.
  • Hastaneye vardığımız öğlen saat 12’den bebeğimin doğduğu 16:48’e kadar sancılar azalan aralıklarla gelmeye devam etti. Odada ben, eşim ve annem vardık, hemşire kontrol için ara sıra geliyordu. Geri planda çalan rahatlatıcı müzikler dışında odaya tam bir sessizlik hâkimdi.
  • Ben de, eşim de, bize eşlik eden annem de her aşamada çok sakindik. Hiçbir aşamada filmlerde olduğu gibi “Huff!!! Hufff!!!” şeklinde nefesler alıp, eşime “Hep senin yüzünden!” diye bağırıp, “Hemen ağrı kesici verin bana!” diye etrafa emirler yağdırmadım. (O an algılarım çok açık olduğu için eşimin çiğnediği sakızın kokusu beni çok rahatsız etmişti. Sakızını atmasını “kibarca talep ettiğimi” çok iyi hatırlıyorum.)
  • Serum takılmasını tercih etmediğim ve monitöre sürekli bağlı kalmayı istemediğim için yoruluncaya kadar yürüdüm. İstediğim zaman su içtim. Bu süreç boyunca da sessizdim. Doğum katını birbirine katmadım.
  • Sancılar geldiğinde çığlık çığlığa bağırma ihtiyacı hissetmedim. Eşimin telkinleriyle sancıların “sebebine” odaklanmaya, bebeğimi kucağıma alacağım anın giderek yaklaştığını hatırlamaya, eşimin desteğiyle panik hissini uzaklaştırmaya ve doğum derslerinde öğrendiğimiz nefes egzersizlerini yapmaya çalıştım. Bir tarafımda eşim, bir tarafımda annemin elini tutarak sancıları atlattım.
  • Sonlara doğru sancılar arasındaki bir iki dakikalık molalarda rüya bile görmek suretiyle uyudum.
  • İtme aşamasında -tenisçilerin yaptığı gibi- içimden gelen rahatlama sesleri çıkardım. Bebeğimin başının ve omzunun çıktığı noktada, yine rahatlamak adına içimden gelen bir iki kesik çığlığı salıverdiğimi hatırlıyorum.
  • Bebeğimi kucağıma aldığımda ise yukarıdakilerin hiçbir önemi kalmadı.

Mutlaka her doğum tecrübesi kadından kadına değişir. Özellikle de doğal doğum yapan ve tıbbi müdahale istemeyen kadınlar sürekli pozisyon değiştirme, yeri geldiğinde kendilerini rahatlatacak sesler çıkarma ihtiyacı hissediyorlar. Bunda hiçbir ayıp ya da yasak olmadığı gibi o an ne rahatlatıcı geliyorsa onu yapmak doğumun akışını kesmemek adına çok önemli. Vurgulamak istediğim nokta bu sürece filmlerde gördüğümüz paniğin, koşturmanın, sinirli bağırışların hakim olmadığı…

Yukarıda anlattıklarım hiç de sıra dışı değil. Nitekim bu sitedeki normal doğum hikâyelerini okuduğunuzda annelerin ortak ifadeler kullandıklarını göreceksiniz:

  • “Bekledik.”
  • “Beklemeye devam ettik.”
  • “Sancılar arasında uyudum/dinlendim.”
  • “Eşimin desteği olmadan yapamazdım.”
  • “Bebeğimi kucağıma alır almaz her şeyi unuttum.”
  • “Yine olsa yine yaparım!”

İşte doğum aslında böyle bir şey. Bakmayın filmlerde hastaneye zor yetişen, ortalığı birbirine katan, 15 dakika içinde küfretmediği insan kalmayarak bebeğini çığlık çığlığa doğuran canavar, çaresiz kadın portrelerine… Doğum hiç öyle değil. Uzun, yorucu, bol beklemeli, ara sıra dinlenmeli, yer yer sessiz, yer yer inlemeli, genellikle sakin ama bir o kadar da heyecanlı, ve tabii ki muhteşem bir süreç…

Reklamlar

3 Responses to “Doğum nasıl bir şey?”

  1. berna Says:

    Elif, yine çok güzel anlatmışsın. Başka bebek düşünmüyorum diyorum ama biraz daha okursam doğurmaya karar vereceğim 🙂
    Benim ilk sancı ve doğum arası 5 saat bile değildi. Ona rağmen senin dediğin gibi sakin ve beklemeli bir süreç hatırlıyorum. Öyle yaygara olmadı. Filmlere göre karar verseler, kadınların çoğu doğurmazdı herhalde 🙂

  2. berna Says:

    Elif, yine çok güzel anlatmışsın. Başka bebek düşünmüyorum diyorum ama biraz daha okursam doğurmaya karar vereceğim 🙂
    Benim ilk sancı ile doğum arası 5 saat bile değildi. İlk doğuma göre epey kısa bir süre. Ona rağmen senin dediğin gibi sakin ve beklemeli bir süreç hatırlıyorum. Öyle yaygara olmadı. Filmlere göre karar verseler, kadınların çoğu doğurmazdı herhalde 🙂

  3. Bahar Says:

    Evet gercekten de dogum tastamam boyle, her soyledigine katiliyorum blogcu anne!


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: