Seyhan ve Defne Nil’in Hikâyesi

Ocak 4, 2010

~ 26 Ocak 2009 ~

1 yıl…

Tam bir yılda gelmeye karar verdi kızımız.

Hamile kalmaya çalışırken yıpranan sinirlerim hamileliğim boyunca alınmış gibiydi. İlk birkaç ay çektiğim bulantılar dışında her şey çok iyi gitti.

Doktorum normal doğum taraftarı olan ve daha önce yakın bir arkadaşımın doktoru olan Dr. Baha Celal Doğan. Dünya iyisi, çok tatlı biridir. Kendisi hamileliğim boyunca normal doğum yapmamı teşvik etti. Normal doğum yapan hastalarından motive edici örnekler verdi. Ama ben en başından beri normal doğum yapmak istediğim için ikna edilmeme gerek yoktu.

Doğuma hazırlık için hastanemizin kursları vardı. Hamilelik haftam uymadığı için bir kuru kaçırmıştım daha sonrada yeniden bir girişimde bulunmadım. Şanslı olduğum bir durum vardı. Çalıştığım şirkette o sene çok fazla doğum yapan kişi vardı. Ve 3 tanesi normal doğum yapmıştı. Ve yine şanslıyım 2 tanesinin hikâyesi gayet motive ediciydi. Aslında çok fazla doğum hikâyesi okumak veya dinlemek istemedim. İnsanlar nedense normal doğumdan çok korkarak, çok kötü anlatarak benimde motivasyonumu düşürmeye çalışıyordu. Onlara kulaklarımı tıkadım.

Doktorum, eşim, ailem normal doğum yapmamı desteklediler. Motive ettiler. Ama dediğim gibi ben zaten yola bu şekilde çıkmıştım. Aksi olsaydı fazlasıyla üzülürdüm.

Gelelim hikâyemize…

40. haftamızın dolduğu gün 25.01.2009 pazar saat 12.30’da uyandım. Malum gece uyuyamayıp sabaha karşı yorgunluktan sızan ben, uykuları öğlene kadar uzatıyordum. Ömer kahvaltı hazırlamış, beni kaldırdı. Elimi yüzümü yıkadım. Tuvalette çamaşırımda kırmızı bir akıntı (nişan) gördüm ve görür görmez “başlıyoruz sanırım” dedim.

Ömer’e gittim, o kadar çok dalga geçmişim ki suyum geldi, sancım var diye, “nişan geldi Ömer” dedim, güldü, inanmadı. Yalancı çoban oldum anlayacağınız. Sonra ciddiyetimden olayı kavradı herhalde ki biraz gerildi ‘’doktora gidelim mi? ’’ dedi. Ama doktorumuz ‘’nişan gelince gelmenize gerek yok. Belden başlayıp kasıklara doğru uzanan dayanamayacağın şiddette sancı olunca gel’’ demişti. Neyse biz kahvaltıyı yaptık oturduk TV falan seyrediyoruz. Benim ufak ufak adet sancısı gibi ama az derecede kasıklarımda ağrılar olmaya başladı saat 12.30 itibari ile uzun aralıklarla çok kısa süreli (10-15 saniye ) kasıklarımda sancılarım başladı. Ve her tuvalete gidişimde koyu kahve akıntım gelmeye devam etti. Sancılar o kadar azdı ki saat 16.30’a kadar doktoru arama gereği duymadık. Doktorumu aradım ulaşamadım hastanenin doğumhanesinden hemşire ile görüştüm nişan gelmesini ve akıntıları sancıların süresini ve dayanılacak kadar az olduğunu söyledim. Hemşire isterseniz gelin NST ye bağlarız dedi. Ama dayanabiliyorsanız doğum sancısı değildir başlangıç sancısıdır dedi. Beklemeye devam etmemizi artarsa gelmemizi söyledi.

Saat 18.00 civarı doktorum çağrımı görüp geri döndü. Aynı şeyleri ona anlattım, o da “doğuma hazırlık sancısı olabilir ama hastaneye gitmek için erken sayılır. Süresi ve ağrı derecesi artarsa görüşelim” dedi.

Bu arada benim sancıların şiddeti süresi sabit kalarak 10-15 saniye artmaya başladı sancılar doktorun tarif ettiği gibi bele vurmadığı için ben gayet rahat bir şekilde yemek yedim.  Otururken kasıklarımdaki ağrı arttığından altıma pufuduk minder koyma gereği duydum ve kısa süreli sancılara saat 22.00 gibi tuvalete gidip çamaşırımda yoğun bir kanama görünce Ömer’e ‘’hadi gidelim doğum sancısı değilse de NST den bakarlar’’ dedim. Biz hazırlandık. Ömer valizi falan aldı her ihtimale karşı arabada durur dedik hastaneye gittik.

Acilden giriş yaptım ‘’sancım var’’ dedim. Doğumhaneye götürdüler. Sabah telefonda konuştuğum hemşire karşıladı. NST bağlandı, sancı görünmedi. Hani dişçiye gidersin diş ağrın geçer ya, o hesap. Ebe muayene etmek istedi, soyundum. Kız baktı, suratında şaşkın bir ifade ile ‘’Doğuruyorsun sen’’ dedi. Şaşkın ifade, çünkü açıklığım 7 santim olmuş. Hemşire ‘’bir kaç saate gelir kızımız‘’ dedi.

Ben inanamadım 1-2 santim açıklık olursa az daha sancı çekip 4 santimde epidural takılır diye düşünürken. Hemşiremiz “uzun yolu bitirmişsin zaten, istersen epidural takmayalım” dedi. Ama ben bebeğin çıkım anından korktuğum için epidurali istedim. Hemen nöbetçi doktor geldi beni soyup doğum odasına aldılar. Doktoruma haber verildi yola çıktı, ablamı aramıştık o geldi. Ömer 7 santim açıklığı duyunca “nasıl yani?” diye şoka girdi. Tabii ki ben de şoktayım çünkü sancıların dayanılmaz halde değildi. Ben kendimi daha büyük sancılara hazırlamıştım. Ayrıca ağrı eşiğim de yüksekmiş sanırım, herkes bunu söyledi.

Epidural takıldı, tek seferde katater yerleşti, hiç zor olmadı. Bir doz verildi.  Doktorum geldi bu arada saat 23.30 – 24.00 arası. Biz sancı gelmesini bekleyip ıkınma işlemini yaptık. Ben ağrı hissetmediğim için zamanında ve yeterince iyi ıkınamadım. Ama beklemeye devam ettik, bebeğin kafası göründü ama çıkım bir türlü olmuyordu. Benim tek nefeste uzun süre ıkınma olayını hafiften beceremiyorum diye panik olmamla birlikte doktorum Forsepsle bebeği almak istedi. Nöbetçi kadın doğumcu çağrıldı, doktor üstten karnıma bastırdı ve belden aşağısında acı olmadığı için sadece bir basınç hissettim ama karnımda his olduğunda bastırırken canım yandı. Ve üçüncü bastırmada bir baskı ile beraber gözümün önünde bebeğimin önce ayaklarını sonra kendini gördüm.

Günlerden 26.01.2009 Pazartesiydi saat 00.37. O an her şey bitmiş ve her şey başlamıştı.

Bebek doktoru hemen aldı kızımı, yanımda temizledi, nefes yollunu açtı. Biraz ağlattı, sardı ve bana getirdi.

Gözleri açık ve boncuk boncuk bakıyordu. Ağlamadım, nedense ağlayamadım ama çok şaşırdım, aptallaştım, sevindim, kokladım. “Bebeğim çok güzelsin sen” dediğimi hatırlıyorum.

Sonra hemen aldılar, üşümesin diye yeni doğan odasına çıkardılar.

Bu arada doktorum plasentanın gelişini bekledi bir kaç dakika içinde geldi sonra kontroller ve dikiş atıldı. 3 dikişim vardı. Bu aşamalar kolaydı, ağrı hissetmedim. İşlem bitti, kanama kontrolü için yarım saat doğumhanede kaldım.

Ablam doğumun başından sonuna yanımdaydı, hep destek tam destek oldu. Ömer girmek istemedi.

Daha sonra odaya çıktık. Yatağa yattım, gecelik giydik, tansiyon vs. kontrol edildi. Her şey normaldi, zaten ben de çok iyi hissediyordum. Sadece bacaklarımda uyuşma vardı, o kadar.

Ve sonra kapı açıldı hemşirenin yanında benim güzel kızım geldi.

Emzirmem için bana verildi. Temizlenmiş, giydirilmiş mis gibi kokuyordu..

Emzirme denemesi yapıldı. Memeyi aldı çekti çekti, uyudu göğsümde. Anlatılmayacak kadar güzel bir duygu, nasıl ifade edeceğimi bilemiyorum.

Ve her şey bitti.

Normal doğumu kesinlikle tavsiye ediyorum, her şey çok kolaydı ve çok kısa sürdü. 22.30’da hastaneye girdik ve Defne Nil 00.37’de 2720 gr ve 48 santim olarak doğdu. Ve doğumdan sonra hiçbir acı hissetmedim, ağrı sancı çekmedim. Dikişlerim çok çabuk kaynadı, hareket özgürlüğümde hiçbir kısıtlama olmadı. Bunu için sonrasında çok rahattım. Ve doğum anı ile ilgili en ufak kötü bir şey hatırlamıyorum. Sadece Defne Nil ve ben… Büyük Kavuşma..

Defne Nil’in annesi Seyhan Tavaşoğlu – defnenil.blogspot.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: