Şenay ve Ela’nın Hikâyesi

Şubat 5, 2010

~ 14 Haziran, 2009, Brüksel ~

Kızıma hamile olduğumu, eşimin tayini nedeni ile daha yeni taşındığımız Brüksel’de öğrendim. Geleli sadece 2 ay olmuştu ve ben çok zor günler geçiriyordum. Hiç kimseyi tanımadığımız bu ülkede sıfırdan bir hayat kurmaya çalışıyorduk eşimle. Ailem yoktu yanımda, dostlarım da bir telefon uzaklığında değildi artık. Yoğun çalışmaya alışmış biri olarak, bütün gün evde oturmak çok zor geliyordu. Günler böyle geçip giderken hamile olduğumu öğrendim ve kızım uğuru ile birlikte geldi. İş buldum, çalışmaya başladım. Arkadaşlar edindik, ve şehirden keyif almaya başladık..

Neyse ana konumuza dönelim. Şunu söyleyebilirim ki, çok rahat ve keyifli bir hamilelik geçirdim. Bunda sevgili doktorumun da katkısı büyük. Kafamda hiçbir zaman normal doğum mu yoksa sezaryen doğum mu sorusu yoktu, çünkü biliyordum ki burada gerçekten de tehlikeli bir durum yoksa tüm doğumlar NORMALdi. Hastanın isteğine bağlı olarak epidural anestezi de yapılıyordu.

Doğuma iki ay kala doğum kurslarına katıldım. Doğum sırasında nasıl nefes alıp vermem gerektiğini, bebeği nasıl iteceğimi, doğum sırasında beni ve bebeğimi rahatlatacak hareketleri nasıl yapmam gerektiğini öğrendim burada. İlk başta pek yararı olmayacağını düşünsem de doğumda çok faydasını gördüm. Doğum yapacağım hastanenin tanıtım eğitimine, emzirme eğitimine ve epidural anestezi eğitimine eşimle birlikte katıldık. Yani kendimi doğum olayına iyice hazırladım.

Kırkıncı haftamız 12 Haziranda bitiyordu,11 Haziranda da son doktor randevumuz vardı. Bende büyüyen karnım dışında bir değişiklik yoktu. Ne bir sancı, ne bir kramp, ne de doğum olacağını gösteren başka bir belirti. Son doktor kontrolündeyiz. Evet, 1 santimlik bir açıklık var ama bu doğumun başlayacağı anlamına gelmiyormuş. Doktorum biraz daha beklememizi eğer bir hafta içinde gelmezse suni sancı ile doğumu yaptıracağını söylüyor.

Ve günlerden 14 Haziran 2009 Pazar, evde oturmuş Türkiye’den bir arkadaşımla MSN’de konuşuyorum. Söylemiş miydim hala bir sancı yok, ağrı yok, sızı yok… Birdenbire çok hafif bir ıslaklık hissediyorum. Yoksa bu gelen doğum suyum mu? Yanlış alarm vermek istemiyorum. Öyle sakinim ki MSN’deki arkadaşıma güzelce veda bile ediyorum.

Tekrar hafif bir ıslaklık hissi. Bu sefer evdekilere söylüyorum: “Sanırım doğuruyorum” Mutluyum, heyecanlıyım… Tuhaftır genelde çok panik biri olan ben, hemen elbisemi üstüme geçiriyorum, hastane bavulumuzu kaptığımız gibi evden ayrılıyoruz. Hastane eve yakın (Zaten Brüksel’de her şey 10 km çemberinde olup bitiyor), 15 dakika bile sürmüyor varmamız. Bu arada bende hala sancı yok, suyum da gelmeye devam ediyor Nedense, suyun birdenbire boşalacağını düşünmüşümdür hep ama ben de öyle olmadı. Sürekli bir ıslaklık hissi, yavaş yavaş bacaklarımdan süzülen bir su durumu vardı daha çok.

Hastanedeyiz artık, 3. kata, doğum katına çıkıyoruz. Bir kapı ve bir zili çalıyoruz, bir hemşire kapıyı açıyor. Kendimi tanıtıyorum ve suyumun geldiğini söylüyorum. Bizi hemen odamıza alıyor. Soyunmamı ve biraz sonra kontrol için geri geleceğini söylüyor. Bu hastaneyi seçmekle ne kadar doğru bir karar verdiğimizi bir kere daha iyi anlıyorum. Oda sanki bir otel odası gibi, yatak çok rahat gözüküyor, köşede pilates topları ve bar var. Hatta rahatlamak isteyen anne adayları için jakuzi bile var. Harika… Her şey bu odada olup bitecek.

Hemşire de son derece kendinden emin ve rahat gözüküyor. Ben de rahatlıyorum, tuhaf hiç korkmuyorum. Hemşire geliyor, açıklık hala 1 santim ama suyum gelmiş. Bu da demektir ki, doğum 24 saat içinde olmak zorunda. Yaşasın kızıma kavuşmaya az kaldı. Hemşire karnıma adını hala bilmediğim o aleti takıyor ve yarım saatte bir kontrole geleceğini söylüyor.

Bir müddet sonra hemşire sevgili doktorum ile birlikte tekrar geliyor. Doktorumu gördükten sonra çok mutlu oluyorum ve çok rahatlıyorum. Bu sefer kontrolümü doktorum yapıyor. Açıklık hala 1 santim. Sancıları hızlandıracak iğneyi yapmaya karar veriyorlar. Bebeğimin kalp atışları normal, her şeyi yolunda. Saat 15.00 civarları doktorum iğneyi yapıyor. Doğumun tahmini olarak 12 saat süreceğini, açıklık 10 santim olunca hastaneden onu arayacaklarını ve hemen geleceğini söylüyor. Yalnız, bundan sonra sancıların başlayacağını ve ağrılar için hazırlıklı olmam gerektiğini de ekliyor. Hemşireler yarım saate düzenli olarak kontrole geliyorlar, korkacak bir şey yok…

Bir sonraki kontrolde hemşire, göbeğime bağladığı aleti değiştiriyor, böylece yatakta yatmak zorunda olmayacağım, odanın içinde gezinebileceğim, hatta istersem jakuziye bile girebileceğim, onlar da bebeğin kalp atışlarını ve sancı şiddetlerini izleyebilecekler. Yatmak isteyen kim? Odada bir aşağı bir yukarı dolaşıyorum. Odada sadece eşim ve ben varız, daha önce de söylediğim gibi sanki otelde gibiyiz. Etrafın bu kadar sakin olması bende inanılmaz rahatlatıcı bir etki yapıyor… Derken ilk sancılar gelmeye başlıyor. Sanki adet sancısı gibi. Çok da ağrımıyor. Geldiği gibi gidiyor. Bu muymuş yani diye söyleniyorum, başıma geleceklerden habersiz… Hatta Epidual bile almam belki diye düşünüyorum o gazla… Bir müddet hafif sancılarla geçiyor. Hemşire yarım saatte bir kontrole gelmeye devam ediyor. Bir ara epidurali yapacak doktor da gelip kendini tanıtıyor.

Saat 17.00 civarları, sancılarım artıyor mu ne? Evet, bu sefer gelen sancıların öncekileri ile alakaları yok. Daha kuvvetli, daha güçlü hem bu sefer geldiği gibi gitmiyor da…

Artık o kadar da rahat değilim. Epidurali kesin alamam gerek. Aman Allah’ım o da ne, resmen nefesim kesiliyor. Bu sefer sağlam bir sancı…

Rutin hemşire kontrolü, açıklık 1,5 santim. Çok mu yavaş ilerliyor bu doğum diye düşünüyorum ve moralim bozuluyor. Sancılarımın giderek arttığını ve epidurali ne zaman almam gerektiğini soruyorum hemşireye. O da merak etmeyin biz sizi takip ediyoruz, gerektiği zaman olacaksınız diye yanıt veriyor.

Sancılar gitgide artıyor, bir yerlerde okumuştum sıcak su doğumu rahatlatır diye. Bunun üzerine aşkım jakuziyi sıcak su ile dolduruyor, ben de soyunuyorum. Sonraki sancıyı suda karşılıyorum. Hakikaten işe yarıyor gibi. Bir müddet de böyle geçiyor. Ama sancılar bana rahat vermiyor artık. Ne kadar dayanmaya çalışsam derin nefesler alsam da, gözlerimden yaşlar gelmesine engel olamıyorum. Jakuziden çıkıp giyiniyorum ve yatağıma uzanıyorum, artık yürümek falan da istemiyorum. Epidural istiyorum bir an önce.

Fazla beklemeye gerek kalmadan epidurali yapacak olan doktor hemşire ile birlikte geliyor. Sırtımı doktora dönüyorum, bir elimden eşim bir elimden hemşire tutarken doktor önce sırtımın uyuşmasını sağlayacak iğneyi yapıyor, çok fazla canım yanmıyor. Sonra da katateri yerleştiriyor ve epidural iğneyi yapıyor.(Bu arada hareket etmemem gerekiyor) Bu işlem de çok canımı acıtmıyor, ama sonrasında gelen sancıyı tüm şiddeti ile hissediyor ve korkuyorum. Doktor merak etmemi, epiduralin yavaş yavaş etkisini göstereceğini ve sancıların şiddetini yavaş yavaş azaltacağını söylüyor. Haklı da.. 5 dakika sonra hiçbir şey hissetmiyorum. Bundan sonrası çok rahattı. Birkaç saat sonra, nihayet açıklık istenen düzeye geliyor ve doktorum çağrılıyor.

Bu sefer odada 5 kişiyiz. Ben, eşim, doktorum, hemşire ve fizyoterapist. Sancıları hissetmediğim için, fizyoterapist karnıma dokunarak sancıların geldiğini anlayacak ve ne zaman ıkınmam gerektiğini söyleyecekti. Doğumun bu kısmı o kadar kısa sürdü ki, kimse inanamadı. Birkaç başarılı itme ve ıkınmadan sonra minik kızım aramıza katıldı.

Saat tam 23.50 idi. Doğum beklenenden daha kısa sürmüştü.

Doktorum kızımı hemen göğsümün üstüne koydu. Göğsümde minik, sıcak bir şey vardı ve ağlıyordu. O benim kızımdı. O ağlıyordu, ben ağlıyordum. Eşim de yanımda elimi tutmuş ikimize bakıyordu. Artık 3 kişiydik ve çok mutluyduk.

O kadar muhteşem bir his ki o ana şahit olmak… Tüm anne ve babaların yaşaması gerek diye düşünüyorum, ve normal doğumu şiddetle herkese tavsiye ediyorum.

Reklamlar

4 Responses to “Şenay ve Ela’nın Hikâyesi”

  1. blogcuanne Says:

    İşin içine suni sancı girdi mi epidural almak neredeyse kaçınılmaz oluyor. Doktorun desteği, hemşirelerin işlerini bilen tutumlarının ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor bu hikaye…

    Ne mutlu sana ki kolay bir şekilde kucağına almışsın bebeğini!

  2. ozguranne Says:

    Ne kadar güzel. İnsanın hamileyken duymak istediği öykülerden olmuş:)

    Güle güle büyüsün Ela’cım.

  3. meltem Says:

    Senaycim,

    ne guzel yazmissin.Ellerine saglik.
    Elosu op benim icin.

    Sevgiler

    Meltem

  4. ELİF LALE Says:

    Gözlerim dolu dolu okudum özellikle sona yaklaşırken. Ne mutlu size. Allah bebek bekleyen tüm anne adaylarına yardım eder inşallah!


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: