Dilek ve Yusuf’un Hikâyesi

Şubat 8, 2010

“…düşündüğüm tek şey kendi kendime bariyer olmamaktı.”

Hamile olduğumu tam da evliliğimin birinci yıl dönümü gecesi öğrendim. Benim için oldukça anlamlı ve unutulmaz başlayan bir gebelik hikâyesi tam olarak 40. haftada gayet olumlu bir şekilde ve normal yollarla sona erdi. Ve hayatımın gerçek hikâyesi de sanırım aynı gün başladı. Oğlumuz şimdi 6 aylık ve normal (vajinal) ve epiduralsiz ve müdahalesiz bir doğumla hayata gözlerini açtı.

Normal doğumu en baştan beri çok istedim. Hamileliğim sorunsuz geçtiği için sezaryeni asla düşünmedim. Tamamen müdahalesiz, ilaçsız, aletsiz bir doğuma zihnen hazırdım. Bunun en büyük sebebi vücudumun doğumu kaldıracak şekilde yaratılmış olduğuna olan inancımdı. Sanırım bu konudaki inancım ve güvenim beni bu yola sevk etti. Kısacası kendimden çok Yaratıcıma güvendim.

En büyük desteği eşimden gördüm. Normal doğumu destekleyen bir hastane ve doktor araştırmalarımda her zaman yanımda oldu ve sabırla araştırmalarıma katıldı. Annem ve yakın çevrem de bana deneyimleri ile destek oldular.

Yalnız gerçekten sezaryene meyilli o kadar çok doktor var ki piyasada… Eski komşumuz olan ve aynı zamanda yıllardır dostumuz olan kadın doğum uzmanı doktorumuzun kliniğine gidip onunla konuşmak istedim ki derdimi anlatayım ve müdahalesiz doğumu ondan rica edeyim. O kadar hatırlı olduğumuzu düşündüğüm o doktor dahi kendini sezaryene o denli kaptırmış ki “onu normal doğuma kandıramadıysam bu kafadaki hiçbir doktora derdimi anlatamam” diye “bir doktoru ikna” fikrinden vazgeçtim. Normal doğumu prensip olarak benimseyen bir doktor ve hastane bulmalıydım, ki tarihler artık 37. haftayı gösteriyordu.

Artık son haftalarda bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Ankara’daki özel bir üniversite hastanesinin ve doktorunun adını öğrenip doğruca muayeneye gittim. Doktorum bana normal doğum konusunda çok güven verdi. Sorunsuz süreçlerde müdahale etmediklerini ifade edince artık benim de aklım ve kalbim rahat olarak doğumu beklemeye başladım.

İnternet araştırmaları sırasında doğum sancılarını safhalara ayıran ve her safhada farklı aromaterapiler öneren bir sayfa ile karşılaştım. Doğuma hazırlık için bir takım yağlar aldım şişeler içinde. Bunların karıştırılarak koklanması ve masajla uygulanması gerekiyordu. Fakat bu konuda biraz yüzeysel kaldığım ve destek göremediğim için fazla kullanamadım. Bana en büyük faydası doğum safhalarının tarifi oldu. Artık adeta neyi zaman nasıl hissedeceğimi bilerek doğumu bekliyordum.

Tam olarak 36 saat önce nişan geldi. Kanı görünce anlıyorsunuz ve fikren ve bedenen hazırlanmaya başlıyorsunuz. O gün ağrısız kasılmalar hissettim. Karnımda sertleşmeler oluyordu ve bebek hareketleri zayıflamıştı. Yakın çevremde duyduklarımı da nazara alarak suyum gelmeden ya da kasılmalar 5 dakikada bire inmeden hastaneye gitmemeye kararlıydım. Nişan geldikten sonraki gece güzel bir uyku çektim ve sabahında kasılmalar ağrıya doğru kayınca “bari bir gidelim hastaneye” dedik. NST’ye bağlandık ama doğum sancısı olmadığını başlangıç kasılmaları olduğunu öğrenince eşimle hastane çıkışı çok sevdiğimiz bir çorbacıya gittik ve bu gayet neşeli ve lezzetli kahvaltımızdan sonra evimize döndük. Evde annem ve halam yanımdaydı ve salonda elimde kâğıt kalem sancının dakikalarını, başını sonunu yaza yaza öğleyi bulduk. Kasılmalar bel ağrısı, karın ağrısı ve adet sancısı arası bir duygu. Aslında buna sancıdan ziyade kasılma demek daha doğru. Sancı deyince akla tahammülü zor hastalık gibi bir his geliyor. Ama doğum bir hastalık değil. Bunu önce iyi anlamak lazım.

Kasılmalar 5 dakikada bire inince demek oluyormuş ki doğuma 5 saat kaldı. Bunu halam söylemişti ve aynen de öyle oldu. Kasılmaları evde geçirmek harikaydı. İstediğim gibi oturdum kalktım. Gezdim, dolaştım, uzandım. Ne NST…. ne de başka bir karın ağrısı (!) olmadan evde doğum sürecinin yarısını bitirdiğimi hastaneye gidince öğrendim. Doktorum bir baktı ki bende ki açıklık 5.5 cm olmuş. Öyle bir moralle odama yerleştim ve doğuma hazırlandım ki tarif edemem. Sevinçten ağladığımı hatırlıyorum. İki saat içinde açıklık 8 cm oldu. Kasılmaların arası azaldı ve şiddeti arttı. Ama ben bunu bekliyordum zaten ve eşim elimi tutuyordu ve bana dualarla destek oluyordu.

Kasılmalar sırasında kendi kendime en çok şunu düşündüm ki… “ Gelen güzel bir şeye mani olma, sen aradan çekil ve izle….” Zorlukla ilgili sadece şunu söyleyebilirim ki 8 santim ile 10 santim arasında “Hah işte doğum sancısı dedikleri buymuş” dediğim 30 dakikalık bir ağrı süreci yaşadım… O sürede insan yoruluyor biraz… Sebebi de artık kasılmaların aralıksız devam ediyor olması. Ama dediğim gibi düşündüğüm tek şey kendi kendime bariyer olmamaktı. Şiddetli kasılma geldiği halde, bu psikoloji ile duyduğum ağrıya tepki bile vermemeye başlamıştım. Önceden bir gelip bir giden kasılmalar bir süre sonra gitmiyor ama neyse ki sabrı fazla taşırmadan bir sürprizle karşılaşıyor insan… IKINMA HİSSİ… evet tarif edilmez ve çok tatlı (evet evet çok tatlı) bir ıkınma hissi… Bu his başlayınca sancı neredeyse yarıya iniyor hatta bitiyor diyebilirim. Şimdi artık doktora ya da ebeye bakma vakti… Kasılmalar yine fasılalı hale geliyor… Her kasılma geldikçe doktorun/ebenin  “Ikın…” komutuyla artık tam güç ıkınmak gerekiyor.  Ama bu kısım kasılmaların son safhasından daha tatlı ve eğlenceli bir süreç… Son anda epizyo yapıldığını anladım ama hissetmedim… Sonraki dikişleri de fazla hissetmedim. Sadece biraz uzun sürdüğü için sıkıldım. Hemen bitse de bebeğimi kucağıma alsam diye düşündüm. O arada bebeği yıkayıp babasına vermişler bile. Bizim de büyük buluşmamız birkaç dakika sonra odada oldu. İnsan gözlerine inanamıyor. Yalnız benimkisi ilk görüşte aşktan ziyade zaman içinde katlanarak büyüyen inanılmaz bir sevgi ve şefkat şeklinde oldu.

Ben doğumun her anını anlamak ve tadına bakmak için epidural almamaya baştan karar vermiştim. Bu kararımdan o kadar memnunum ki… Doğumun her saniyesinin haritasını çizdiğimi ve büyük bir deneyim yaşadığımı düşünüyorum. Hatta hayattaki bir takım zorlukların aşılmasında ve güzel neticeler alma noktasında bir kadının doğumun her safhasından yararlanabileceğini düşünüyorum. Elbette ki hissettiğim ve buraya yansıtamadığım çok şeyler var. Son ve en önemli anları epidural almadan yaşayabildiğim için çok sevinçliyim.

Hem bebeğim hem de kendim için normal doğumun çok avantajlarını gördüm. Her türlü fizyoloji ve psikolojiyi müdahalesiz ve olması gerektiği gibi yaşadığım için doğum sonrası depresyon dedikleri şeyi çok hafif atlattım. Bebeğim emme sürecini sorunsuz yaşadı. Ayrıca bebeğim doğum stresi denilen halleri doğum esnasında kademeli geçtiği için psikolojisine de olumlu yansıdığını düşünüyorum. Çünkü alıştıra alıştıra bambaşka bir dünyaya doğmak ayrı (normal doğumdaki gibi), birden bire adeta şok gibi dünya değiştirmek ayrı (sezaryendeki gibi). Bir de doğum bir başlangıç olmasıyla çok önem arz ediyor ama doğum sonrası yaşam daha fazla dikkate değer.

Tüm anne adaylarına sağlıklı ve mutlu bir doğum süreci ve onun arkasında da huzurlu bir yaşam diliyorum.

Reklamlar

8 Responses to “Dilek ve Yusuf’un Hikâyesi”

  1. Hilal Says:

    merhaba..normal doguma dair boylesi muhtesem bir anlatimi ilk defa okuyorum.. Allah razi olsun.. birkac ay sonra insaAllah ben de bebegimi hayirlisiyla kucagima almayi umid ediyorum.. hem de normal yoldan 🙂 agriyi,sanciyi yoksaymadan ama yerine konulanlari vurgulamak suretiyle oyle guzel anlatmissiniz ki.. tekrar tesekkur ediyorum.. gercekten bu sitede okudugum ilk yaziydi ve buyuk bir moral oldu..

  2. Esra Says:

    Bu kadar mükemmel bir doğum sürecini kaleme almanız çok güzel, çok tebrik ediyorum. Ben de ilerde yaşamayı istediğim bu tecrübeye dair hep olumlu hikayeler okumaya çalışıyorum. Ve sadece normal doğum olanları…
    Benim bir arkadaşım da sezaryende ve suni sancıda ısrar edilmesine rağmen, üstelik doğumun gecikiyor denmesine rağmen Allah’a tevekkül edip normal doğumu bekledi. Surelerle, dualarla doğdu bebek ve inanın o kadar kolay ve muhteşem bir doğum oldu ki. Onun hikayesi de bu sitede olacak: http://lokmanhekimm.wordpress.com/
    Size Dr. Aidin Salih’in “Gerçek Tıp” adlı kitabını tavsiye ediyorum. Ne kadar doğru bir karar aldığınızı aşama aşama daha iyi göreceksiniz.
    Sanırım en önemlisi de doğuma saygı göstermek. yani işi Allah’a dayanarak, güvenerek halletmek.
    sizin adınıza çok sevindim. Allah bize de böyle doğumlar nasip etsin. Hoşçakalın…


  3. Lütfen banada dua edin. Altı aylık şu korku dolu günlerim umarım sizin gibi mutlu sona ulaşır.. Belkide hazır değilim diye düşünütyorum. Ama sizin gibi mutlu ve umutlu anneleri her gördüğümde yada okuduğumda içime yepyeni baharlar geliyr…
    Sevgiyle kalın ve hep mutlu olun…

  4. dilek Says:

    Yorumlariniz icin cok tesekkurler Hilal, Esra ve Aysegül… Simdi oglum 1,5 yasinda…Her gecen gun icimdeki sevgi daha da buyuyor… ve yeni bir haber daha var ki yeniden bebek bekliyorum :)… ve insallah onu da normal dogum dusunuyorum. cunku su gecen 1.5 yil icinde normal dogumun ne kadar isabetli ve saglikli oldugunu tekrar tekrar teyid eden bir cok seyler gordum ve yasadim…Sevgili Hilal ve Esra umarim sizde istediginiz gibi bir dogum yasamissinizdir….Sevgili Aysegul, dogum siradan bir hadise degil, heyecanli ve coskulu bir olay… kasilmalar esnasinda kendini sıkmazsan ve vucudunu gevsek tutmayi basarabilirsen dogum o kadar kolaylasiyor ki… bir de ben cok dua etmistim…hamilelik boyunca ve dogum esnasinda… cok faydasini gordum…bir de hurma cok yemistim… Ben de bundan sonra dualarinizi beklerim… daha 3 aylik ama simdiden heyecanlaniyorum 🙂 Sevgilerimle

  5. ivefa2010 Says:

    Merhaba dilek..tekrar hayirli olsun bebegin..her ikisi de 🙂 subatta yazdigim mesajdan sonra oglum basini yukari kaldirmayi tercih etti 🙂 dogum anina kadar da basi yukaridaydi..bu sebepten dolayi cok istememe ragmen normal dogum olmadi.. ancak guzel bir ameliyat gecirdim..dogum demeyelim.. burdan normal dogum yapmasinda benim gibi bir engel olan annelere epidural sezeryani tavsiye ediyorum..tabi ehil ellerde..ancak uzerine basa basa ifade ediyorum ki normal dogumun yerini hic biri tutamaz..insaAllah 2.bebegimde normal dogumu deneyecegim..dilek 2.bebek..kisa bi arayla..nasil bir duygu?

  6. dilek Says:

    Merhaba vefa, ehil ellerde olmasi ve acil durumlarda yapılması cok onemli dedigin gibi… Hem bu teknoloji kullanilarak anne ve bebek ölümlerinin büyük oranda önüne geciliyor, o da bir gercek… Gelgelelim kisa arayla hamilelik konusuna… dogumdan ziyade daha sonra iki cocugu nasil idare edecegimi dusunuyorum :)… ama yas farkinin az olmasini ozellikle istedim. Nasilsa full time anne olmusken ikisi beraber buyusun. Soylemesi kolay, yasamasini da Allah kolaylastirir ümidindeyim… Heyecan ve mutluluk su an daha baskin… 🙂 yorumun icin tesekkurler

  7. Ayda Says:

    Merhaba…İş dolayısıyla Ankara’da olduğum için hastaneler hakkında pek fikir edinemedim…Özellikle günümüzdeki sezeryan furyası beni doktorlara güvensiz kıldı…Acaba Ankara’da önerebileceğiniz,normal doğumu destekleyen doktor ya da hastane varsa bilgilendirirseniz sevinirim…

    • dilek Says:

      Evet cok haklısınız….Benim de bu korkularım vardı… Ankara da FAtih Universitesi Hastanesi Hosdere subesinde Yrd. Docent Candan İltemir Duvan var… Siz kararli şekilde giderseniz ciddi risk olmadıkça sezaryan yapmıyor… Cunku universitede asistanlarına normal doğumu gostermek istedigi icin kendi tercihi de bu yönde…. Ben memnun kalmistim, bana soranlara da hep o hastaneyi ve o doktoru öneriyorum…Yorumunuzu geç gördüm… umarim bilgi işe yarar…. sevgiler


Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: