~13 Mart 2010, İstanbul~

5 yıllık evliliğin ardından, oldukça planlı, beklenen ve istenen bir hamilelikti benimkisi. Hamileliğimin başlarında bir gece rüyamda kahkahalar atarak sancı çektiğimi, bebeğimi tek başıma doğurduğumu ve çok güzel bir oğlum olduğunu gördüm. Rüyanın da etkisiyle biraz araştırma yaptım ve bunun hypnobirthing olduğunu öğrendim. 12.haftamda bir tesadüf eseri Türkiye’deki 3 hypnobirthing uzmanından biri olan Dr. Dilek Cengiz ile tanıştım. Doğuma kadar düzenli olarak hem yoga hem hypnobirthing dersleri aldım. Düzenli yoga yapmaktan olsa gerek, sırt ağrıları ve uykusuzluk dâhil, standart hamilelik şikâyetlerinin birini bile yaşamadan harika bir hamilelik geçirdim. Kanunen çalışabileceğim sürenin sonuna kadar da işe gidip gelmeye devam ettim. İzne çıktıktan sonra bol bol hareket ediyor, uzun yürüyüşler yapıyor ve geceleri 12 saat uyumaya devam ediyordum. Son gün dâhil her gün ben ne zaman ağırlaşacağım acaba diye merak edip durdum. Devamı için tıklayın.

~ 3 Kasım 2007, Ankara ~

Mazeretim yok, doğurabilirim ben!

26 yaşındaydık; “ne zaman istersen o zaman gel” diye seslenmiştik evlendiğimiz gün eşimle beraber o zamanlar ortalıkta olmayan minik kızımıza… 2007’nin şubatında bir kış günüydü bu davetimizi ilan ettiğimiz tarih, ve yine aynı yılın kasım ayında gülümsedi Ceylin Naz’ımız bize… Yazarken 1-2 cümleye bile sığabiliyor bu mucize ama yaşarken bir ömür dar geliyor.

İşin duygusal boyutunu uzatmak niyetinde değilim aslında; amacım 41 hafta süren hamileliğimdeki iç sayıklamalarımı sizlerle paylaşmak…

Devamı için tıklayın.

Aşağıdaki hikâye şimdiye kadar bu sitede yayınlanan doğum hikâyelerinden biraz farklı. Ancak onu farklı kılan hikâyenin gidişatı değil… Bebeği doğuran anne yerine ona destek olan doktor tarafından anlatılmış olması…

Sevgili Hakan Çoker aşağıdaki hikâyeyi Doğal Doğum grubunda paylaştığı zaman burada yayınlamanın çok uygun olduğunu düşündüm. Çünkü hikâye, sağlıklı bebek ve sağlıklı anneyle biten birçok doğum hikâyesi gibi pozitif olmanın da ötesinde bir doktorun bakış açısını yansıtması açısından önem taşıyor. Ayrıca sezaryenin nasıl en son alternatif olarak kullanılabileceğinin de iyi bir örneğini veriyor. Op. Dr. Hakan Çoker‘e bu paylaşımı için tekrar teşekkür ediyorum.

Blogcu Anne

Devamı için tıklayın.

~ 15 Mart 2008 ~

Bebek yapmaya karar verdiğimizde mayıs ayıydı. 6 Haziranda adet olduğumu görünce umutsuzluğa kapılmadım dersem yalan olur. Sakin ve huzurlu, mide bulantısız, baş dönmesiz sadece 11 kilo fazlalıkla ve 40+3 de hamileliğim sona erdi ve bizim için yepyeni bir hayat başladı.

Devamı için tıklayın.

~ 3 Kasım 2005 ~

Planlı bir hamilelikti bizimkisi. Fazla beklemek istememiştik, evleneli 1,5 sene olmuştu. Çocuğumuzla aramızdaki yaş farkını daha fazla açmak istememiştik. Artık hazırız dedik ve beni 27 yaşımda anne, eşimi 29 yaşında baba yapacak bebişimizin ilk işareti geldi. Hamile olduğumuzu eşimle birlikte evimizde öğrendik, bir çubuk parçasının renk değişimini heyecanla izleyerek. Bir bebeğimiz olmasını çok istiyorduk, ama yine de gözlerimize inanamadık. Tarif edilemez bir mutluluk, açıklanamaz karmakarışık duygular…

Devamı için tıklayın.

~ 13 Mayıs 2009 ~

40. haftam 12 Mayıs’ta doluyordu. Artık iyice sabırsızlanıyordum. Tam 12 Mayıs’ta hafif kasılmalar gün içinde düzensiz şekilde devam etti. Kâh yarım saatte bir, kâh iki saatte bir. Anladım ki artık yaklaşıyor. Ve gece 12’den sonra kasılmalar on dakikada bir gelmeye başladı. Ben aralarda uyuyordum, bir taraftan da saati kontrol ediyordum. Gece iki gibi kasılmalar beş dakikada bir oldu ve ben artık kesin emin oldum doğum başlıyor diye. Hep düşünürdüm acaba doğum başlayınca korku, panik olacak mı diye, ama hiçbiri olmadı, oldukça sakindim. Kasılma gelince nefes alıyordum. Bir süre sonra eşimi de uyandırdım, o da karnımı ovmaya başladı, çok rahatlatıcıydı. Müzikler hazırlamıştım bu sırada dinlemek için, ama nedense şu an müziğin beni rahatsız edeceğini düşündüm, herkeste farklı oluyor tabii.

Devamı için tıklayın.

Bir küçücük Sedencik varmış… Annesi onu çok çok severmiş… Babası onu çok çok severmiş….

Çok beklenen, özlenen bir bebek kızımız… İsmi bile yedi sene önce belli olan… Henüz 16 günlükken varlığını fark ettiğim küçük kızımla çok güzel bir hamilelik dönemi geçirdik. Sınavlara hazırlanan öğrenciler gibi doğuma hazırlandım. Bu dönemde annelerin bloglarından ve Hamileler Kulübü‘nün kurucusu/Doğal Doğum savaşçısı Jale Dural’ın bilgilerinden çok faydalandım.

Devamı için tıklayın.