~18 Haziran 2010, İstanbul~

Öncelikle şunu belirteyim: Doğumum tahminimden çok daha kısa süreli ve çok daha az ağrılıydı. Belki de bundan üç sene önceki ilk doğumumun sezaryenle noktalanmış olması ve benim hiçbir koşulda aynı şeyleri tekrardan yaşamak istememem ikinci doğumum sırasındaki acıyı çok daha dayanılır kıldı, bilemiyorum. Ancak şunu da eklemem gerekir: Ağrı eşiğim oldukça yüksektir. Omuriliğime dövme yaptırırken neredeyse uyuyakalmıştım.

Hamileliğimin 39. haftasında bir Perşembe akşamı… Karnım taş gibi. İçimden spor yapmak bile gelmiyor, ki tutkunuyumdur. Devamı için tıklayın.

Reklamlar

Aşağıdaki yazı, daha önce doğum hikâyesi burada yayımlanan Bahar Bilgen Baç tarafından kaleme alındı:

~~~

Bebeğinizin ters durduğu söylendi, ne yapacaksınız?

Benim bebeğim 38 haftaya kadar yatay pozisyonda (transverse lie) yatıyordu, rahat rahat yan gelip yattı da diyebiliriz. Sezaryen korkusu ile 34. haftadan başlayarak (keşke daha önce başlasaydım) her türlü döndürme tekniklerini denedim. Aşağıda bahsettiğim metodlar hem yatay hem de makat duruş (breech) bebeklerini döndürmek için geçerli. Aşağıdaki tekniklerin hemen hepsinde genel amaç bebeği harekete geçirmek, direkt döndürmek değil. Eğer bebek rahatı bozulup da harekete geçerse otomatik olarak baş aşağı döneceği varsayılıyor. Bunun sebebi başın ağır çekmesi ve doğum için doğal pozisyonun bu olması. http://spinningbabies.com adresinde bu konu detaylı olarak işleniyor. http://spinningbabies.com/techniques sayfasında videolar var. Bir de doğal pozisyon baş aşağı olduğu için annenin vücudunun özellikle de pelvis bölgesinin omurların bağ dokularınun duruşunu ve dengesini ve açılmasını sağlamak gerekiyor. Size burada bir özet veriyorum. Devamı için tıklayın.

~ 4 Ağustos 2010, İstanbul~

Dört gözle bekliyordum doğum hikâyemi yazacağım zamanı. Doğum sonrası yazmanın biraz zaman alacağı, benim de hiç acele etmeyeceğimi düşünememişim. Bugün kızımın 11. günü ancak zaman ve yeterli motivasyonu sağlayıp oturuyorum bilgisayar başına.

3 Ağustos salı öğlen, eşimle kalkıp rutin muayenemize gittik hastaneye. 39 hafta 3 günlüktü hamileliğim. Doktorumuz vajinal muayene yaptı. Son söylediğinde olduğu gibi bebeğin doğum yoluna hala girmediğini, rahim ağzının arkaya dönük olduğunu, pazardan önce bebeğin gelmesinin zor olduğunu söyledi. Bir yandan canım sıkıldı bekleme işi devam edecek diye bir yandan da tam zamanında gelecek diye sevindim. Doktorumla pazarlık yaptık. O “cuma gel kontrole” dedi. Ben “Çok yoruluyorum geldiğimde, pazartesi geleyim yaa, arada doğum olursa gelirim işte.” dedim. En ufak tuhaf şeyde kontrole geleceğime söz verdikten sonra pazartesi gününde anlaştık. Devamı için tıklayın.

İkinci hamileliğimi yaşadığım şu günlerde farklı başlıklarda yazılar okurken tesadüfen doğal doğum hikâyelerini okurken buldum kendimi. Ben de hikâyemi paylaşmak istedim.

Mesleğim gereği yüzlerce doğum hikâyesi dinledim. Aklıma kazınmış onlarca olumsuz deneyim bir kenarda duruyor. Bir de etraftan dinlediğiniz sevimsiz hikâyeler eklenince normal doğum beni her zaman çok korkuttu.

Bana cesaret veren üç kişi var: doktorum, arkadaşım ve kuzenim.
Devamı için tıklayın.

~ Zeynep ve Selen’in “17.03 Hikâyesi”, 17 Mart 2010, İzmir ~

Suda doğum gerçekleşebildiğini ilk duyduğum zaman kaç yaşımdaydım hatırlamıyorum. Belki yeni ergen bir kız çocuğu belki de lise çağlarında bir genç kızdım. Ben de ileride öyle doğuracaktım, kararlıydım. Zannetmeyin ki çok anaç bir kadınım ve genç yaşlarımdan itibaren evliliğim ve doğumlarımla ilgili hayaller kuruyorum. Tam tersi. Çocuk yapmak için kendi isteği ile 30’lu yaşlarını beklemiş birisiyim. Nitekim kızım doğduğunda 32 yaşındaydım. Ama gittikçe modern yaşamın girdabına kapılıp gitmiş hayatımızda her şeyin olabildiğince doğal olması taraftarıyım. Bunu, kullandığım kozmetik malzemelerinde de, eve aldığım yiyecek içeceklerde de elimden geldiğince uygulamaya çalışan birisiyim.

Devamı için tıklayın.

Hamileliğinin sonuna yaklaşan birçok anne adayı doğumun ne zaman gerçekleşeceği konusunda endişelenmeye başlıyor. 40. haftaya doğru gelindikçe herhangi bir doğum işareti yaşamayan gebeler panik olup, doktorlarının da yönlendirmeleriyle suni sancı ve hatta sezaryen gibi müdahaleleri kabul edebiliyorlar.

Devamı için tıklayın.

Daha önce kızı YavruSu’nun “su gibi” doğumuna burada yer veren sevgili anne Evren, doğuma hazırlanan gebelere yardımcı olabilmek için kızının gelişini haber veren ilk kasılmayla onu kucağıma aldığı 3 saat 11 dakika arasında geçen zamanı şöyle anlatıyor:

Devamı için tıklayın.