~13 Mart 2010, İstanbul~

5 yıllık evliliğin ardından, oldukça planlı, beklenen ve istenen bir hamilelikti benimkisi. Hamileliğimin başlarında bir gece rüyamda kahkahalar atarak sancı çektiğimi, bebeğimi tek başıma doğurduğumu ve çok güzel bir oğlum olduğunu gördüm. Rüyanın da etkisiyle biraz araştırma yaptım ve bunun hypnobirthing olduğunu öğrendim. 12.haftamda bir tesadüf eseri Türkiye’deki 3 hypnobirthing uzmanından biri olan Dr. Dilek Cengiz ile tanıştım. Doğuma kadar düzenli olarak hem yoga hem hypnobirthing dersleri aldım. Düzenli yoga yapmaktan olsa gerek, sırt ağrıları ve uykusuzluk dâhil, standart hamilelik şikâyetlerinin birini bile yaşamadan harika bir hamilelik geçirdim. Kanunen çalışabileceğim sürenin sonuna kadar da işe gidip gelmeye devam ettim. İzne çıktıktan sonra bol bol hareket ediyor, uzun yürüyüşler yapıyor ve geceleri 12 saat uyumaya devam ediyordum. Son gün dâhil her gün ben ne zaman ağırlaşacağım acaba diye merak edip durdum. Devamı için tıklayın.

İkinci hamileliğimi yaşadığım şu günlerde farklı başlıklarda yazılar okurken tesadüfen doğal doğum hikâyelerini okurken buldum kendimi. Ben de hikâyemi paylaşmak istedim.

Mesleğim gereği yüzlerce doğum hikâyesi dinledim. Aklıma kazınmış onlarca olumsuz deneyim bir kenarda duruyor. Bir de etraftan dinlediğiniz sevimsiz hikâyeler eklenince normal doğum beni her zaman çok korkuttu.

Bana cesaret veren üç kişi var: doktorum, arkadaşım ve kuzenim.
Devamı için tıklayın.

Hamileliğinin sonuna yaklaşan birçok anne adayı doğumun ne zaman gerçekleşeceği konusunda endişelenmeye başlıyor. 40. haftaya doğru gelindikçe herhangi bir doğum işareti yaşamayan gebeler panik olup, doktorlarının da yönlendirmeleriyle suni sancı ve hatta sezaryen gibi müdahaleleri kabul edebiliyorlar.

Devamı için tıklayın.

~ 3 Kasım 2007, Ankara ~

Mazeretim yok, doğurabilirim ben!

26 yaşındaydık; “ne zaman istersen o zaman gel” diye seslenmiştik evlendiğimiz gün eşimle beraber o zamanlar ortalıkta olmayan minik kızımıza… 2007’nin şubatında bir kış günüydü bu davetimizi ilan ettiğimiz tarih, ve yine aynı yılın kasım ayında gülümsedi Ceylin Naz’ımız bize… Yazarken 1-2 cümleye bile sığabiliyor bu mucize ama yaşarken bir ömür dar geliyor.

İşin duygusal boyutunu uzatmak niyetinde değilim aslında; amacım 41 hafta süren hamileliğimdeki iç sayıklamalarımı sizlerle paylaşmak…

Devamı için tıklayın.

Denizhan Bebek ve Kiraz Çekirdekleri…

~ 6 Ağustos, 2009, İstanbul ~

Eşim Ali ile beraber 2009’un Haziran ayında Jale Özen Dural ve Dr. Hakan Çoker’den Doğal Doğum Eğitimi aldık. 6 Ağustos’ta oğlumuz Denizhan dünyaya geldi. Bu süreci hamileliğimden başlayarak paylaşırsam, belki başka anne-baba adaylarına fikir verebiliriz…

Devamı için tıklayın.

~ 14 Haziran, 2009, Brüksel ~

Kızıma hamile olduğumu, eşimin tayini nedeni ile daha yeni taşındığımız Brüksel’de öğrendim. Geleli sadece 2 ay olmuştu ve ben çok zor günler geçiriyordum. Hiç kimseyi tanımadığımız bu ülkede sıfırdan bir hayat kurmaya çalışıyorduk eşimle. Ailem yoktu yanımda, dostlarım da bir telefon uzaklığında değildi artık. Yoğun çalışmaya alışmış biri olarak, bütün gün evde oturmak çok zor geliyordu. Günler böyle geçip giderken hamile olduğumu öğrendim ve kızım uğuru ile birlikte geldi. İş buldum, çalışmaya başladım. Arkadaşlar edindik, ve şehirden keyif almaya başladık..

Devamı için tıklayın.

~ 18 Haziran 2008, Providence, Rhode Island, ABD ~

Normal doğum istiyordum. Bir arkadaşım şöyle demişti: “sezaryen olan ablam 1 ay yataktan kalkamadı, bebeği taşıyamadı. Ben ise ertesi gün kucağımda bebekle ortada geziniyordum.” Doktorumun muayenehanesinde 12 doktor ve 6 ebe ortak çalışıyorlardı. Ebelik benim aklımdaki ‘köydeki yaşlı teyze’ imajından uzaktı. Önce hemşirelik eğitimi, ardından master ile normal doğumda uzmanlaşıyorlardı. Doktorlar ise tıp fakültesinde çok dolu bir eğitim programları olduğu için acil durumlara ve cerrahiye yoğunlaşıyorlar, birçoğu doğal-müdahalesiz doğum nedir bilmiyordu, çünkü izleyecek fırsatları olmuyordu. Ebeler gerçekten daha deneyimlilerdi normal doğum konusunda. Devamı için tıklayın.